09 Aralık 2016 Cuma 20:34
Muhteşem Yüzyıl Kösem Domuz Kafası Ne Anlama Gelir Eski Osmanlıda Domuz İşareti Neyi İfade Eder

Domuz Kafası, defineciler için çok önemlidir. Domuz kafası olan yerde mezar olduğu anlamına gelmektedir. Define olan mezarda Domuz kafası olabileceği gibi, duvar süslemeside olabilmektedir.

Domuz bir Hıristiyanlık hayvan sembollerindendir. Aynı zamanda bu işareti Yunanlılar ve Romalılar sikkelerin üzeinde de kullanmışlardır. Domuz doğurganlığı ifade etmektedir. Bu sebepledir ki bereketi simgeler.


Definecilikte en çok önem verilen işaretlerden biri domuz ve yavrularıdır. Ayrıca dinsel tema olarakta kullanılmıştır. Beyaz domuzun gümüşü simgelediği söylenegelen rivayetlerdendir.

1-Domuzun yavrular resmedilmişse ve yavrular ana domuzun etrafında dağınık olarak duruyor iseler büyük domuzun baktığı yönde 30 adım sayılmalıdır. Define genellikle mirastır. Ya aile reisinin yada bir yöneticinin altınlarıdır.

2-Domuz önde yavrular peş peşe sıralı ise tümünün baktığı yöne doğru araştırma yoğunlaşmalı.

3-Yavrulardan bir tanesi diğerlerinden farklı olarak arkaya bakıyorsa gömü sürünün gittiği istikametin tersi istikametinde her yavru için bir veya on adım mesafede olup, genelde kayanın altına denk düşmektedir. Mesela dört yavru varsa gömü ya dört adım ileride yada kırk adım ileride olup, derin mesafededir. Bazen bu figür geriye doğru 30 metre mesafede kayanın altında şeklinde de ifade edilir.

4-Roma iktidarı döneminde ölümsüzlük ile bütünleştirilmiş olup, kanatlı olarak görülebilmektedir. 

5-Domuz gömüsü zor ve derindedir. Bir bakıma tavuk ve civcivler konusu ile benzerlik gösterir.
 

Domuz sembolleri genelde mezar taşlarına yapılmışlardır... mezarla direk bağlantılıdırlar.... süsleme sanatı olarakta karşımıza çıkabilmekteler....domuzun manasını hakkıyla bilebilmek için antik dönemdeki mitolojik tasvirlerini bilmek lazımdır....aşağıda antik dinlerde domuz un mitolojik manalarını vererek başlayalım..

Mitolojiler için domuz zengin bir motiftir. Özellikle Yunan mitolojisinde domuzla ilgili çeşitli inanışlar ve söylenceler vardır. Kral Teuthras, Bakırçay civarındaki topraklarda avlanırken karşısına ansızın bir yaban domuzu çıkar ve hayvan kendisini öldürmemesi için insan sesi çıkararak Kral'a yalvarmaya başlar. Ancak yine de Teuthras onu vurur. Vurulan domuz ölmeden önce Artemis tapınağına sığınır. Yunan mitolojisinde doğa, tamamıyla Artemis'in etkisindedir ve tanrıça Artemis,hayvanların yaşamını denetler, yabanıl olanları evcilleştirir. Homeros ondan; "Yabanıl Hayvanların Tanrıçası" diye söz eder. Artemis ayrıca, türlerin yok olmasını da önlemektedir. Kutsal domuzu öldürmesinden dolayı Kral Teuthras cüzzam hastalığı ve çılgınlık nöbetleriyle cezalandırılır ancak iyileşir.

Peleponnesos'taki Erymanthos Dağları’nda barınan ve çevresine korkunç zararlar veren bir domuzu yakalamak üzere Herakles yola çıkar. Kral’a domuzu canlı olarak getirmesi gereken Herakles, karlarla kaplı bir arazide bitkin düşen domuzu kıstırır ve yakalar. Kral Eurysteus, domuzu karşısında görünce, korkudan büyük bir tahıl kabının içine saklanır. Bu gülünç sahne, vazo ressamları ve heykel tıraşlarca çok sevilir ve yüzyıllar boyunca işlenir.

Ayrıca, Tanrı Apollon, oğlunun öcünü almak için kendisini yaban domuzu haline getirir. Efes şehrinin kurulacağı yeri bir yaban domuzunun gösterdiğine inanılır (9,22,23,33,38). Kalydon kralı Oineus, bir hasat şükranı bayramında tanrıça Artemis’e kurban vermeyi unutunca, Artemis krala ceza olarak dev bir domuz gönderir. Kalydon domuzu adı verilen bu hayvanı çok sayıda kahraman yere serinceye kadar, domuz dört bir yandaki tarlaları tahrip eder.

Yaban domuzlarının çok olduğu Erymanthos dağlarında tanrıça Artemis de avlanmayı çok sever. Çok güzel bir tanrı olan Adonis'in Afrodit'e beslediği aşkı çekemeyen tanrıça Artemis, Adonis'in üstüne bir yaban domuzu saldırtır ve kasığından yaralanan Adonis, yarasından kanlar akarken ölür. Bu olayın söylencesi Sümerlerden Hititlere değin uzanmış ve bütün Anadolu'ya yayılmıştır. Bir tanrıyı öldüren domuz, zamanla tüm yöre halklarının da nefret ve ilencine uğrayacaktır.

Domuzla ilgili söylenceler Roma'da da vardır. Romalılara göre yaban domuzu saldırgan oluşu nedeniyle kötü bir yaratıktır. Adonis'i, bir yaban domuzunun öldürdüğü söylentisinden yola çıkılırsa, Eski Yunan'dan Roma'ya geçen bu inancın Anadolu kökenli olabileceği bildirilmektedir.

Eski Mısır mitolojisinde domuza yer verilmez. Domuz, Mısır'da temiz olmayan bir hayvan olarak kabul edilir. Bir domuzun yanından geçerken biri ona sürtünürse, temizlenmek için üstündekilerle beraber kendisini Nil nehrine atmalıdır. Domuz çobanları hiçbir tapınağa sokulmazlar. Hiç kimse bunlardan kız alıp vermez. Yalnızca kendi aralarında evlenebilirler. Mısırlılar, yalnızca yılda iki kez tanrılara domuz kurban ederler ve sadece bu günlerde domuz eti yerler. Bunun dışında kalan diğer dönemlerde kesinlikle domuz eti yemezler.

Hint mitolojisinde tanrı Visnu, "Yaban Domuzu Visnu" (Varaha) olarak cisimlenir. Visnu bir kez de, dünyayı içine düştüğü sulardan kurtarmak için yaban domuzu kılığında yeryüzüne gelmiştir.

Ayrıca Veda'lardaki fırtına tanrısı Ruda'nın, göklerin domuzu olduğu düşünülür. Eski Çin'de ise domuzlar, ormanların zenginliğini sembolize eder.

Hawaii Adası yerlileri, Keoro-Eva adını verdikleri bir tanrıya, domuz kurban ederler.

Anadolu'da da tanrıça Kybele'ye doğurgan oluşları nedeniyle dişi domuzlar kurban edilir.

Bu olayda kurbanın bütünü tanrıya adanır ve kurban edilen domuz yakılır. Tanrıya ait olan bu kurbandan yemek yasaklanmış olup, yendiğinde günahı çok büyüktür. Belki bu yaklaşım, bir noktada domuz eti yenmesiyle ilgili yasağı açıklayıcı olabilir.

Antik Anadolu toplumlarının çoğunun inançlarında dişi domuz, insanların ve ekinlerin doğurganlıklarını ve üretkenliklerini simgeler. Erkek domuz ise, bazen erkek tanrıların sembolü olarak belirir. Hititlerde, domuza mitolojik bir anlam yüklenmemiş ve domuza nazaran sığır, at, koyun gibi hayvanlara daha çok önem verilmiştir. Ancak Sümer’lerde, domuz çok yaygın olarak bakılmış, beslenmiş ve etleri tüketilmiştir.

Kelt'lerde, yaban domuzu bir tanrıdır ve ancak kahramanlar tarafından yenilen bir kutlama yiyeceğidir. İskit'lerde ise her hayvan, insan bile kurban edilebilir ancak domuz asla kurban edilem.

Eski Türklerin "tonguz" adını verdikleri domuz, kötülenen ve yerilen bir hayvan değildir. Tam tersine önem verilen bir hayvandır. Hatta domuz, 12 Hayvanlı Türk Takvimi'nde 12. yılı simgelemektedir.

 
Fox Tv’nin yeni dizilerinden bir tanesi de Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisi oldu. 2.sezon ilk bölümü ile geçtiğimiz hafta yayınlanan sevilen dizi bu hafta da 2.bölüm ile yayınlandı. Muhteşem Yüzyıl Kösem ile ilgili bilgiler sizlerle..

 

Cuma akşamlarına oldukça iddialı bir dizi geldi. Başrollerinde Metin Akdülger, Nurgül Yeşilçay, Farah Zeynep Abdullah, Caner Cindoruk gibi isimlerin yer aldığı ve bu sene itibariyle 2.sezonun içerisinde yer alan Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde heyecan kaldığı yerden devam ediyor.

2.bölüm ile 25 Kasım Cuma akşamı ekranlarda olan dizinin son bölümünde yaşanan gelişmeler ise şu şekildeydi;

Son Bölüm Özeti:

Kösem Sultan uzun bir süredir imparatorluğun başında Sultan IV.Murad adına yönetmektedir. Sultan Murad ise artık kendisinin zamanı geldiğini düşünür ve tahtı devralmak ister. Hainler ise duruma isyanla karşılık verir. Osmanlı felaketin eşiğine gelmiştir.

Sultan Murad ise kendi otoritesini sağlama almak için yeni kararlar alır. En önemli karar ise Validesi Kösem Sultan’ın naibeliğine son vermek olacaktır. Osmanlı tarihi ilk kez anne ile oğlun taht kavgasına tanıklık eder.

Faria bethlen ise Macar Prensesidir ve amcası tarafından gasp edilen taht için Sultan Murad’dan yardım ister. Ancak prenses Faria Sultan Murad’a aşık olacağını ve ona evlatlar vereceğini aklının ucundan bile geçirmez.

Bağdad ve Revan’ı fethederek yeni zaferler kazanan Sultan Murad ise adım adım Osmanlı’nın yeni sahibi olacaktır.

Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisi her Cuma saat 20.00’de Fox Tv’de!

Son Güncelleme: 09.12.2016 20:33
Yorumlar

Google+'da Paylaş