10 Ocak 2017 Salı 18:54
Başkanlık mı diktatörlük mü?
Sözde ülkesini sevenler geleceğini düşünenler, her zaman darbeciler ve muhtıracılara işbirliği içinde olmuşlar milletimizin geleceği üzerinde planlar yapmışlardır. Kendinize bir sorun 93 yılda ne yaptık diye, sorunun cevabı her yirmi yılda darbe, her on yılda bir Muhtıra... Sonuç hala yerinde sayan bir düzen ve darbe hayali kuran zavallılar. Bu aziz millet bunları haketmiyor, bu aziz millet layıkı ile yönetilmiyor/yönetilemiyor her yerde bir engel!

İşte karar vermesi gereken millet değilde üç beş çapulcunun olduğu bir düzeni savunan her fırsatta eğlenmeyeyi seçen küçücük bir zümre düzeni..

Rahmetli Turgut Özal ve Alparslan Türkeş'de aynı şekilde Başkanlık sistemini savunmuşlardır, Turgut Özal ise her ne kadar bu siteme geçilmesi gerektiğini savunmuşsa da başkanlık sistemi için gereken iradeyi gösterememiştir. Turgut Özal, hatta dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş Paşa ile başkanlık sisteminin Türkiye için neden daha iyi olacağını konuşmuş, Paşa da ikna olmuştur!

Milletimiz 80 yıldır kendi kaderini yaşayamaz hale getirilmiştir.  Dış güçler her zaman önderlik etmiştir, bu önderlik doğrudan değil dolaylı yollarla yapılmış, kimi zaman devlet adamları kullanılmış, kimi zaman askerimiz alet edilmiş her zaman medya bu güçler tarafından bir silah olarak kullanılmaktan çekinilmemiştir. İşte bazı örnekler;

Dokuz Subay Olayı: 1957-1958'de bir grup subayın hükumete komplo hazırlamak suçundan tutuklanarak yargılanmaları

27 Mayıs 1960 Darbesi:  27 Mayıs 1960'ta yapılan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askeri darbedir.

22 Şubat 1962 Ayaklanması: 22 Şubat 1962'de, Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir ve arkadaşlarının, ordu içindeki 27 Mayısçıların tasfiyesi için, 20 Şubat günü başlatılan atama ve gözaltına almalara karşı direnişi olayıdır.

20 Mayıs 1963 Ayaklanması: 20 Şubat günü başlatılan atama ve gözaltına almalara karşı direniş olayının devamıdır.

20 Mayıs 1969 Darbe Teşebbüsü: 20 Mayıs 1969 darbe teşebbüsü, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başarılı olamamış ve emir-komuta zinciri içerisinde gelişmiş bir askeri darbe teşebbüsüdür.

9 Mart 1971 Darbe Teşebbüsü: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başarılı olamamış ve emir-komuta zinciri dışında gelişmiş bir askeri darbe teşebbüsüdür.

12 Mart Muhtırası: 12 Mart 1971 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra vererek hükûmetin istifaya zorlandığı askeri müdahaledir.

12 Eylül 1980:  Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 12 Eylül 1980 günü emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdahaledir. 

28 Şubat 1997: 28 Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen süreç. Yaşananlar, çeşitli kaynaklar tarafından post-modern darbe olarak adlandırılmıştır.

Poyrazköy davası: Nisan 2009'da Poyrazköy'de bulunan mühimmatlar ve bu mühimmatların azınlıklara karşı tedhiş eylemlerinde kullanılacağı iddiası üzerine açılan dava. 17 sanıkla başlayan dava 19 sanıklı Amirallere Suikast ve 33 sanıklı Kafes Eylem Planı davalarıyla birleştirilmiştir.

Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe planları: 2004 yılında Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki hükûmeti devirmek için planlandığı iddia edilen darbe girişiminin safhalarını oluşturan operasyonların adlarıdır.

17 - 25 Aralık Darbe Planı: FETÖ/PDY tarından sahnelenen ihanet planı

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi: İçimize sızan Haşhaşi'lerin seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümetimize yönelik darbe girişimi. Aziz milletimiz tarafından gereken cevap misli ile verilmiştir...

Başkanlık Sistemi genellikle, ileri ülkelerde uygulanan hızlı karar almayı sağlayan gelişmiş bir sistemdir. Ülkemizde her ne kadar bu sistem "diktatörlük"le eş değer bir sistem hatta bazılarına göre "padişahlık" olarak görünse de için iç yüzü aslında öyle değildir. Milli çıkarlar ya da milletin menfaatine her türlü icraatta çeşitli çıkar çevreleri ya da sözüm ona Aydın lar, bir takım baronların finanse ettiği çeşitli sözde sivil toplum örgütlerinin çomak sokmalarına engel olacak bir yönetim biçimidir, başkanlar seçimle işbaşına gelir. 

Başkanlık Sistemi Diktatörlük değildir!
Son günlerde çok tartışılan ve birlerinin benimsediği birileri de sırf muhalefet olsun, onun istediğini ben istemem adına benimsenmekten kaçındığı Başkanlık Sistemi'nin ne olduğu ve hangi ülkelerde yürürlükte olduğunu daha doğrusu hangi ülkelerin başkanlık sistemi ile yönetildiğini vermeye çalışacağız.

Başkanlık Sistemi; yasama ve yürütme organlarının tamamen ayrıl olduğu bir yönetim sistemidir. Kararların hızlı alınması ve ülkenin menfaatleri açısından günümüzde de bazı ülkelerde örneklerini gördüğümüz bir bizimde karakterimize uyan bir sistemdir. 

Başkanlık Sisteminin kısaca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

- Yürütme organı tek kişiliktir ve Başkan halk tarafından seçilir.

- Başkan yasamayı feshedemez, aynı kişi hem yasamada, hem yürütmede görev alamaz ve Başkan yasama işlerine karışamaz.

- Yasama ve yürütme güçlerinin birbirinden ayrıldığı başkanlık sisteminde yasama yürütmeyi, yürütme de yasamayı feshedemez.

Başkanlık Sisteminin faydalarını şu şekilde sıralamamız mümkündür:
Doğrudan Yetki: Geçen sene temelleri atılan ve Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ile ön hazırlığı yapılan Başkanlık Sisteminde başkan doğrudan halk tarafından seçilir ve devlet başkanın yaptığı icraatları daha meşru kılar. Örnek olarak Amerika verilebilir, Amerika'da devlet başkanı halk oylamasından hemen sonra toplanan Seçiciler Kurulu tarafından seçilir.

Kuvvetler ayrılığı: Başkanlık Siteminde oluşturulacak iki birim birbirini denetleyerek oluşacak suistimalin ve makamın kötüye kullanılması engellenmiş olur.Başkanlık sisteminde başkanlık ve yasama meclisi iki paralel yapı olarak işlev görür.

Hızlı karar alma: Başkanlık Siteminde güçlü yetkilerle donatılmış bir başkan kararları daha hızlı alır, çabuk karar verir!  

İstikrar: Sabit bir görev süresi olan devlet başkanı her an değişebilecek bir başbakana kıyasla daha istikrarlı bir ortam temin edebilir.

Parlamenter sistemde birden fazla parti meclistedir ve hükûmetin koalisyon ile kurulmaya zorlandığı durumlarda hükumeti oluşturan herhangi bir parti koalisyonu her an terk etmekle tehdit edebilir. Bu da istikrarsızlığa ve sermaye kaçışına zemin hazırlar, ülke bu şekilde çalkantılı bir süreçten geçerken hazırda bekleyen çevreler tarafından her zaman iç savaş gibi tehditlere maruz kalabilir.

Bilindiği gibi pek çok siyaset bilimci aydın kişi başkanlık sisteminin zor durumlarda daha ayakta kalıcı güçte olduğunu ifade etmektedir.  Fransa Cezayir Bağımsızlık Savaşı esnasında  ve Sri Lanka sivil savaş esnasında yarı başkanlık sistemine geçmiştir. Fransa ve Sri Lanka'da yarı başkanlık sistemine geçişin olumlu sonuçlar verdiği görülmüştür.

Son Güncelleme: 15.01.2017 02:18
Yorumlar

Google+'da Paylaş